Affedemediklerimiz, Bırakamadıklarımız, Vazgeçemediklerimiz

Yaşam sevincimizi nasıl da zora koşar affedemediklerimiz, bırakamadıklarımız, vazgeçemediklerimizdir.

Affetmeyi önce bir doğru tanımlayalım; birçoğumuz affetmeyi, bizi üzen, kötülüğü dokunmuş olanın yaptıklarını hoş görerek affetmek, unutmak olarak algılar. Halbuki affetmek, onu kendisine bırakmak, hayata havale etmektir. Onu artık hayatımda tuttuğu yerden kaldırmak ve önemsizler rafına koymaktır. Olumlu duygularım ne kadar kıymetliyse, olumsuz duygularım da o kadar kıymetli. Olumlu duygularımı nasıl her önüme gelene dağıtmıyorsam, olumsuz duygularımı da öyle her önüme gelene vermemem lazım. 😉 Affedin, siz özgürleşin, hayata güvenin, kendinizi önemseyin. Kısacası keyifle yaşamaya bakın.

Sevdiğinizi düşündüğünüzle mutlu değilseniz, ama bir türlü ayrılamıyorsanız, bunun nedeni “sevginiz” olamaz. Sevgi karşılıklı oldukça beslenir ikili ilişkilerde. Sadece bir tarafın sevmesi ile yürümez. İlişkinizi mutsuz olmanıza rağmen bir türlü bitiremiyorsanız, kendinizle yüzleşin ve gerçek nedenlere bakın. Sizi mutlu etmeyen ilişkileri sürüklemeyin, bırakın. Özgürleşin, hayata güvenin, kendinizi önemseyin. Kısacası keyifle yaşamaya bakın.

Düşünmek, sadece çözüme yönelikse yararlı bir işlevdir. Analize ya da çözüme yönelik olmadığı müddetçe bizi üzen olay ve insanları düşünmek sadece zaten kısıtlı olan enerjimizi boşa harcamaktır. Üzüntülerinizi tekrar tekrar zihninizde canlandırıp onlara tutunmayın. Kurban rolünü üstlenmeyin. Evet, hepimiz bu arabesk topluma doğduk büyüdük. Eskiden arabesk değildik böylesine, ama artık aktif olarak hayatımız, kendimiz ve çevremiz için sağlıklı ve olumlu bir hayat oluşturmak yerine, hemen herkes “kader mahkûmu” olmayı tercih eder oldu. Tabii bunun gittikçe kuvvetle gelişen biat kültürü ile çok ilgili olduğu bir gerçek. Üzülmek bir olayı yaşarken ve akabindeki yas sürecinde doğal eşleşendir. Ama sonrasında aktif olarak hayata geri dönmeli, kendimiz ve çevremiz için yapılması gerekenleri yapmalı, alınması gereken kararları almalıyız.

Hayatınızı aktif olarak yönetin, kendinize iyi davranın, özgürleşin, hayata güvenin, kendinizi önemseyin. Kısacası güzel yaşamaya bakın, keyifle.

İster sevdiğinizden ayrılmış, gerinizde bırakamamış; ister sizi üzen durumlar yaşamış ya da kişilerle karşılaşmış, bunlara takılmış kalmış; ister sizi kırmış, üzmüşleri affedememiş olun, her durumda bir türlü ilerleyemediğinizi, yeni bir şeylere başlayamadığınızı fark edersiniz. Ama buna rağmen yine de affedemez, bırakamaz, vazgeçemezsiniz.

 

  1. Nedenini bulun: Neden bu kadar affetmemekte, bırakmamakta, vazgeçmemekte inat ettiğinize bakın. Affederseniz, bırakırsanız, vazgeçerseniz neyi kaybedecek olmaktan korktuğunuza bakın. Bu korktuğunuz durumun gerçekleşme ihtimalini doğru hesap edin. Bir de bakın bakalım, gerçekten de bu korktuklarınızdan korkuyor musunuz?

 

  1. Affetmenin, bırakmanın, vazgeçmenin avantajlarını düşünün: Affedip, bırakıp, vazgeçmeniz size ne gibi avantajlar getirecek? Affetmeyi, bırakmayı, vazgeçmeyi başardığında hayatınız nasıl değişecek? Özgür olduğunuz bir hayatı hayal edin ve bu hayale sıkı sıkı tutunun.

 

  1. Olumlulukları tekrar hayatınıza sokun: Kimin ya da neyin size affetmeniz, bırakmanız, vazgeçmeniz için destek vereceğini düşünün. Bu affetme, bırakma, vazgeçme sürecinde hangi aktiviteler, hangi arkadaşlarınız size destek olur, yardım eder? Eskiden sizi mutlu eden aktivitelere tekrar yönelin. Dikkatinizi olumlu düşünmeye, deneyimlere ve insanlara yönlendirin. Bu sizin affetmekte, bırakmakta, vazgeçmekte zorlandığınız durum ve kişilere fixe olmaktan kurtulmanıza yardım edecektir.

 

  1. Kaçınılmazı kabul edin: Affetmek, bırakmak, vazgeçmek kabul etmekle başlar. Olanları olduğu gibi kabul etmeyi deneyin. Ne kadar istiyor olsanız da filmi geri sarıp tekrar oynatamayacağınızla yüzleşin, yaşananları değiştiremeyeceğinizi kabul edin.

 

  1. Bir affetme, bırakma, vazgeçme töreni yapın. Tüm affetmek, bırakmak, vazgeçmek istediklerinizin ve bu durumlarla eşleşen duygularınızın listesini yapın. Kendinizden hiçbir şey saklamayın. Affetmek, bırakmak, vazgeçmekle ilgili aklınıza gelen, gönlünüze düşen her bir olayı ve duyguyu yazın. Sonrasında bu yazdıklarınızı ister yakın, ister yırtın, isterseniz de gidip denize atarak vedalaşın. Ama hayatınızın dışına çıkartın.

 

Hepimiz hayatımızda mutlak kötü deneyimler yaşamış ve bu kötü deneyimlerden bazılarını geride bırakmakta zorlanmışızdır. Ama bir kere başarınca, hayat doğal akışına döner. Su akar. Kişi geleceğe pozitif bakar. Yaşama sevinci tekrar geri döner. Ve siz tekrar dolu dolu yaşamaya başlarsınız hayatı.

Esirgemeyin bunu kendinizden.

 

Dr.phil. R. Meltem KAVCAR SIRMALI

19 Mart 2018

Arama

+