Kendimizi Sabote Etmek

Davranışlarımız yaşamımızda problemlere yol açıyor ve uzun vadeli hedeflerimizle ters düşüyorsa, kendimizi sabote ediyoruz demektir. “Kişinin kendine ettiğini kimse etmez” deyimi aslında nasıl da birçoğumuz için geçerli, değil mi? Şöyle bir dönüp baktığımızda pek de iyiliğimize olmayan davranışlarımızın aslında azımsanmayacak kadar çok olduğu gerçeği ile sıklıkla karşılaşıyorsak, sevdiğimize o cümleyi neden söylediğimizi, neden sürekli ertelediğimizi, kendimizi harika hissettiğimiz o şeyi neden yapmaktan vazgeçtiğimizi soruyorsak kendimize sıklıkla, kendimizi sabote etme konusunda ciddi bir “başarımız” var demektir.  Belki de kendimizi sabote ettiğimizin farkında bile değiliz. “Bunu kendime neden yapıyorum?” sorusunu soruyorsak, kendimizi sabote ediyoruz demektir.

Peki kendimizi neden sabote ederiz?

İlk üstünde durulması gereken neden özdeğerdir. Başarılı, mutlu, güzel, kabul edilebilir olmayı hakketmediğimizi düşündüğümüz için kendimizi sabote ederiz. Özdeğer büyürken geliştirdiğimiz bir durum. Özellikle ebeveynimizin sevgi, onay, kabulüne ihtiyaç duyduğumuz dönemlerde sevgi almamış, onay ve kabul görmemişsek özdeğerimiz gelişmiyor. Bizim için en önemli iki insan, anne-babamız bizi yeterince sevmiyor, yaptıklarımızı onaylamıyor, bize kabul göstermiyorsa, erişkinleştiğimizde düşük bir özdeğere sahip oluyoruz. Kendimizi iyiliklere, başarılara, mutluluğa layık görmüyoruz. Niteliklerimizin yetersiz olduğuna inandırıyoruz kendimizi. Kendimizi olduğumuz gibi sevmiyorsak, yeteneklerimize, becerilerimize de güvenmeyiz. Düşük özdeğere sahip olan kişiler kendilerine güvenli alanlarının dışına çıkma izni vermezler. Bu şansı, başarıyı, mutluluğu hakkettiklerine bir türlü inanmazlar. Kendilerini bu güzelliklere layık görmezler.

Kendimizi sabote etmekten nasıl kurtuluruz?

Kendimizi sabote eden davranışlarımızın elbette ki birçok olası nedeni vardır. Önce bu hayat yaklaşımımızın kökünü bulmalıyız. Gerekirse bunun için profesyonel destek almalıyız. Ancak kendi kendimizi sabote etme düşüncelerimizin nereden geldiğini bulduktan sonra, kendimize atfettiğiniz olumsuz kimlikten kurtulabiliriz. Nasıl mı?

Şu devamlı bizi eleştiren, aşağıya çeken iç sesimizi iyi tanımalıyız. Düşünce prosesimizin hangi etabında devreye girdiğini fark etmeliyiz. Bu farkındalık başkasında deneyimlediğimizde sevmeyeceğimiz, saygı duymayacağımız davranışlarımızı tanımamızı sağlayacaktır. Farkındalık, değişimi başlatmanın ve sonuca ulaştırmanın ilk adımıdır. Farkındalık olmadan neyi nasıl değiştireceğimizi bilemeyiz.

Bu değişimi başlatmak derinlere kök salmış tanıdık tutumlara meydan okumak olduğu için başlarda bizi kaygılandıracaktır. Ancak unutmayalım ki sağlıklı, mutlu, başarılı bir hayatın anahtarıdır kendini sabote etme davranışımızı değiştirmek.

Öncelikle acı verici erken yaşam deneyimlerine dayanarak içselleştirdiğimiz yıkıcı tutumlardan, ebeveynimizin ya da bizi bakıp büyüten erişkinlerin olumsuz özelliklerinden, büyürken deneyimlediğimiz zorluklara karşı geliştirmiş olduğumuz ve bize aslında erişkin olduktan sonra zarar veren yanlış savunmalardan, başa çıkma tekniklerinden kendimizi kurtarmalıyız. Sonrasında da benzersiz değerlerimiz, ideallerimiz ve inançlarımız hakkında kendi özgün bakış açımızı geliştirmeliyiz. Ancak geçmişimizin olumsuz örtülerinden, iplerinden kendimizi kurtardığımızda, gerçekte kim olduğumuzu keşfedebilir, kendimizi sabote edici davranışlarımızı durdurabilir ve aslında olmak istediğimiz kişiliği oluşturmak için gerekli adımları atabiliriz.

Hepimiz hayatı güzel yaşamayı, sevmeyi, sevilmeyi, başarılı olmayı, mutlu olmayı hakkediyoruz. Buna izin vermek kendi elimizde.

Özdeğerinizin farkına varın. Hepimiz çok güzeliz. 😉

Dr.phil. Meltem KAVCAR SIRMALI

2 Temmuz 2019

 

Arama

+