Nasıl Da Yalanlar Söyleriz, Nasıl Da Aldatırız Kendimizi…

Ego ve kendine hizmet eden önyargılar, dünyayla ve kendinizle paylaştığınız hayat hikayesini şekillendirir.

Tüm hayatınızın kayıt altında olduğunu varsaysak, hayatınızla ilgili anlattıklarınız bu kayıt ile ne kadar örtüşürdü?

Hayat hikayenizi oluştururken, kim olduğunuz ve ne yaptığınız ile ilgili de yazarsınız hikâyenizi. Yarattığınız hikayeler kişiliğinize dönüşür zaman içinde. Dünyayı, egonuza uyum sağlayıp hayatınızdaki başarısızlıkları, hatalı kararları azaltmak için eğip büktünüz mercekten görürsünüz.

Hayat hikayeniz benlik ve kimlik duygunuzu yansıtır. Başkalarıyla ilişkilendirdiğiniz bazı deneyimler, aileniz ve doğum yeriniz hakkındaki gerçek bilgiler gibi sağlam bir temele oturur. Diğer unsurlar ise kimliğiniz veya kimliğinize ilişkin durumlar gibi kilit olaylara ait yorumlarınızı yansıtır. Ve bu yorumlarınız zaman içinde hikayenizi etkileyip farklılaştırır.

Hayat hikayenizi her defasında yeniden anlatırsınız birilerine. Her anlatışınızda da hikayenizi renklendirmek için ilgi çekici detaylar eklersiniz farkına varmadan.

İnsanlar sizden kendinizden bahsetmenizi istediğinde neler anlatırsınız? Nerede büyüdüğünüz, ne zaman, hangi okuldan mezun olduğunuz, nerede oturduğunuz, hangi işi yaptığınız gibi net gerçekleri anlatırsınız. Duruma göre başka bilgiler de iletirsiniz; nasıl bir ailede büyüdüğünüzü, yaşamla ilgili ana kararlarınızı nelerin etkilediğini. Bir süre sonra bu ana taşlar netleşir, otomatikleşir, düşünmeden anlatırsınız hikayenizi. Ana tema ve çerçeve aynı kalırken zaman içinde hayat hikayenizin detayları farklılaşıp renklenebilir.

Başlarda bilerek eğip büktüğünüz detaylar, zaman içinde kendinizi aldatmaya dönüşür. Artık bu yalanlara kendiniz de inanır ve hayatınızı bu eğip büktükleriniz gerçekmişçesine farklı anlatırsınız.

Kendini aldatmak, kanıt ve mantıksal argümanın karşıtlığını, anlamını ya da önemini reddetme veya rasyonelleştirme sürecidir. Kendini aldatmak, kendini eğip büktünüz bir gerçeğe ya da olmayan bir duruma ikna etmektir.

Kişinin evli olan sevgilisinin yeni yılda boşanacağına inanması, sanat tarihi okuyan kişinin yönetim danışmanı olmaktan mutlu olduğunu söylemesi gibi yalanlar da söyler kişi kendisine yaşam içinde. Sıklıkla kendinizi korumaktır motivasyonunuz kendinizi aldatırken, ancak böyle davranarak gerekli değişimleri yapmanıza mâni olursunuz farkındalığı elinizden alarak. Hele de bu durum ikili ilişkilerde büyük sıkıntılara yol açar.

Kendini aldatmak, kişinin doğasını sorgular. Psikanalitik teoride, ego savunmaları, kim olduğunuzu ya da kim olmanız gerektiğini düşündüğünüzde ortaya çıkan korku ve kaygıların yaygınlaştığı bilinçdışı süreçlerdir, gerçekte kim olduğunuz ile çatışır.

Çarpıcı bir örnekle devam etmek isterim: Birisi bilinçdışı düzlemde bir hemcinsini beğeniyor, ancak bu durum bilinç düzleminde asla kabul edilebilir bir durum değil. Bu çatışmadan kaynaklanan kaygıyı ortadan kaldırmak için kişi birtakım ego savunmalarını devreye sokar. Hemcinsine duyduğu ilgiyi reddeder. Karşı cins ile gösterişli bir şekilde birlikte olur. Ya da kendi beğenisini sanki çevresindeki birisinin ilgisiymiş gibi ifade edebilir. Böyle bir durumda kişi Bastırma, Reaksiyon Oluşturma ve Yansıtma Mekanizmaları’nı kullanmış olur.

Bastırma Mekanizması, “desteklenen unutma” olarak tanımlanabilir. Bilinçsiz de olsa aktif, kabul edilemez itici güçlerin, duyguların, fikirlerin ya da anıların “unutulması”dır. Bastırma Mekanizması sıklıkla gerçekliğin kabul edilemez veya yönetilemez yönlerini kabul etmenin reddedildiği İnkâr Mekanizması ile karıştırılır. Bastırma Mekanizması zihinsel ya da içsel uyaranlarla ilgiliyken, İnkâr tamamen dış uyaranlarla ilgilidir. Bastırma ve İnkâr Mekanizmaları genellikle birlikte çalışır. Bu iki mekanizmanın aynı olmadıklarını kavramak zordur.

Bastırma Mekanizması, gerçekliğin kişinin içsel ihtiyaçlarına uygun şekilde yeniden şekillendirilmesi olan Çarpıtma ile karıştırılabilir. Bir örnek vermek gerekirse, ailesi tarafından fiziksel şiddet görerek büyüyen bir çocuk, bu travmatik olayları hatırlamaz, Bastırma Mekanizması devreye girer. Bunun yerine ebeveynini Çarpıtma Mekanizması nedeniyle nazik ve sevecen olarak görür. Bu örnekte de görüldüğü gibi Çarpıtma sadece Bastırma Mekanizması’nın üzerine inşa edilmekle kalmaz, Bastırma Mekanizması’nı daha da güçlendirir.

Reaksiyon Oluşumu, taban tabana zıt duygu ve dürtülerin yüzeysel olarak kabulü, hatta sıklıkla abartılmasıdır. Reaksiyon Oluşumu’na, bir alkoliğin alkol kullanmamanın erdeminden dem vurması ya da zengin bir aileden gelen öğrencinin kapitalizm karşıtı mitinglere katılması hatta bu mitingleri organize etmesi örnek olarak verilebilir.

Yansıtma Mekanizması, kişinin kabul edilemeyecek duygu ve düşüncelerini başkalarına atfetmesidir. Çarpıtma gibi, Yansıtma da ilk etabında Bastırma Mekanizması içerir. Kabul edilemeyecek duygu ve düşünceler başkalarına atfedilmeden önce yok sayılır. Yansıtma Mekanizması’na, kıskanç birisinin herkesin kendisini kıskandığına inanması, hırslı bir kişinin sürekli bertaraf edilmekten korkması, başkaları ile yakından ilgilenen bir kişinin partnerinin kendisini aldattığından şüphelenmesini örnek olarak verebilir.

Geçmişte yaşadıklarınız, bugününüz, kısacası yaşamınızın hatırladığınız köklerden hayalinizde kurguladığınız tüm zamanlara kadar olan tüm etapları, kendinizi tanımlama ve potansiyelinize uygun olarak gelişme imkânı verir. İç hesaplaşmalar, gerçekte kim olduğunuzu daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır. Tüm bu yaşanmışlıkların potansiyelinizi, aktif bir biçimde araştırıp keşfettiklerinizi, kim
olduğunuza ve kim olmayı hedeflediğinize dair tutarlı, özgün ve tatmin edici bir şekilde entegre ederek gelişmek tamamen sizin kararınızdır.

Kendinizle tanışmaktan korkmayın. Her kimseniz, olduğunuz gibi çok güzelsiniz.

Dr.phil. R. Meltem Kavcar Sırmalı
14 Kasım 2022

2 thoughts on “Nasıl Da Yalanlar Söyleriz, Nasıl Da Aldatırız Kendimizi…”

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir