Sağlıklı Evliliğin Kuralları Vol. 4

Kaldığımız yerden devam edelim kurallara ve bitirelim.

  1. Her ilişkinin bir dili vardır. Ortak dilinizin oluşmasına izin verin, zaman tanıyın.

Büyürken öğrenilen ilişki dili doğal olarak taşınır her iki partner taraftan ilişkiye. Farklı çatılarda doğup büyümüş farklı cinsiyetten iki insan bir çatı içine girip hayatı paylaşmaya başladıklarında, doğal olarak beraberlerinde getirdikleri farklı ilişki dilleri zaman zaman durumları farklı algılamalarına ve farklı tepkiler vermelerine yol açar. Partnerlerden biri bir durum karşısında o durumu diğerimizden farklı tanımlamayı ve farklı tepki vermeyi öğrenmiştir, diğeri farklı. Hanginizin doğru iletişim diline sahip olduğunuza karar vermeye çalışıp çatışmak yerine, ilişkiniz için benzersiz olan kendi ortak ilişki dilinizi oluşturun. Durumlarla ilgili tanımlarınızı ve tanımlar karşısındaki tepkilerinizi yeniden oluşturun ve bu yeni oluşan benzersiz dil üzerinden iletişin partnerinizle. Ancak böyle bir ilişkideki o çok özel anlaşmayı yakalayabilirsiniz.

  1. Ben ve biz arasındaki dengeyi sağlıklı kurun.

“Biz bir elmanın iki yarısıyız!” Neden? Birinizden biriniz yokken siz yarım mıydınız? Bir ilişkide “biz” olmayı başarmak çok önemli bir adımdır. İlişkideki bütünlük ancak böyle yakalanabilir. Ancak bu “bizlik”in içinde “ben” olmayı asla bırakmamalısınız. Genelde bizim kültürümüzde çoğu evlilik “ben” olma süreci tamamlanmadan gerçekleştiği için “biz” olma konusunda birçok çift başarılı olamıyor. Sağlıklı “bizlik” için her iki tarafın da mutlak ben olma sürecini tamamlamış ve bu iki “ben”in keyifli bir birliktelik için diğer şartları karşılıyor olması şarttır. “Biz”in içindeki “ben”lerinizin kapladığı alanlara da dikkat etmelisiniz. İkinizin de “ben”i benzer alanlar kaplamalı ve bu “ben” alanları “biz” olabilmek için yeterli alana izin veriyor olmalıdır.

  1. Asla ayrı yatmayın.

Bir ilişki içinde zaman zaman tansiyon yükselebilir. “Birimiz ivmelenmişken diğerimiz sükûnetini korumalı” kuralı unutulabilir. Böyle durumlarda çiftlerden biri yastığını, yorganını alıp kanepede uyumaya kalkabilir. Yapmayın! Birbirinizden ayrı yerlerde uyumayın. Sorununuzu mümkünse uyumadan önce çözüme ulaştırın. Eğer uyumadan önce çözemiyor ve üstüne bir gece uyumanız gerekiyorsa, bunu birbirinizden ayrı yapmayın. Evet, belki yatakta birbirinize sarılarak uyumak istemeyeceksiniz. Ama bırakın eliniz, kolunuz birbirine değsin siz uykuya dalınca. Bu dokunuşlar gece yatmadan önce hatırlamadıysanız, sabah kalktığınızda birbiriniz için ne kadar önemi olduğunuzu hatırlamanızı çok kolaylaştıracaktır.

  1. Cinselliğin kadın erkek ilişkisinin temel taşlarından biri olduğunu asla unutmayın.

Sağlıklı ve düzenli bir cinsel hayat ilişkinizin yolunda gitmesini ve sizin eş olarak birbirinize başka kimsenin olamayacağı kadar yakın olmanızı sağlar.

Bir kadın-erkek ilişkisi dört temel taş üzerine oturur; sevgi, saygı, güven ve cinsellik. Biz kültürel kodlanmalarımız nedeniyle cinsellik konusunda hem yeterince ve doğru bilgilendirilmiyoruz sıklıkla, hem de birbirimizle cinsellik üzerine konuşamıyoruz. Cinsellikte uyumu yakalamak ve mutlu, sağlıklı bir birliktelik için bu önemli temel taşı yoksaymayın. Yapmanız gerekenler neyse, mutlak yerine getirin. Bilginiz yeterli değilse, kulaktan dolma yanlış olma ihtimali yüksek olan bilgiler yerine, uzmanlara başvurarak bilgilenin. En önemlisi, utanmayın.

  1. Saygı taşı evliliğin temelindeki dört önemli taştan bir diğeridir.

Sevgi gerek şarttır, ama asla yeter şart değildir. Sevgiyi yaşatan saygı taşıdır. Eşinize asla kötü söz söylemeyin, sesinizi yükseltmeyin. (Diğer şiddet biçimlerini dile getirmiyorum bile) Tekrar edelim: “Eşinizin size söylemesini ve yapmasını istemediğiniz hiçbir şeyi eşinize söylemeyin ve yapmayın.”

Saygı, sevginizin yaşayabilmesi için çok önemlidir. Önce kendinize saygınız olmalı, partnerinize saygı duyabilmek için. Kendinizi asla kendinizden hoşnut olmayacağınız konumlarla tanıştırmayın. Örneğin, şiddete başvuran kişinin öncelikle kendisine saygısında ciddi bir problem vardır. Kedisine saygısı olan hiç kimse kendisini böyle konumlandırmaz. Sonra da partnerinize saygı duyun. Sizin için farklı olan fikirleri, yaklaşımları olabilir. Saygıyla dinleyin, eleştirmeyin.

Unutmayın, saygıdır sevginin büyümesi için gerekli ortamı hazırlayan.

  1. Evlilik sadece yapılması gerekenleri yaptığımız bir birliktelik biçimi değildir. İlişkiniz eğlenceli olmalı. Partnerinizle gülebiliyor olmalısınız.

Evet, evlendiğimizde o zamana kadar belki de hiç farkında bile olmadığımız birçok sorumluluk ile tanışırız. Bu sorumlulukları yerine getirmek bazen çiftlerin ya da çiftlerden birinin hayatının ana teması haline gelebiliyor. Örneğin evde bir obje, o objeyi yerleştiren kişinin koyduğu yerden farklı bir yere konduğunda kavga edebilen çiftler var. Tabii ki sorumlulukları yerine getirin, ama bu ilişkinizde gülebiliyor olmanızın asla önüne gelmesin. İlişkiniz eğlenceli, keyifli olmalı. Biz sadece her iki taraf da sorumlulukları layıkıyla yerine getirsin diye evlenmiyoruz ki, mutlu olmak için evleniyoruz.

  1. Hata yaptığınızda savunmaya geçmeyin. Hatanızı kabul edebilme ve özür dileme becerisini gösterin. Unutmayın o size yaşamınızdaki en yakın insan.

Biz insanız, yani sadece iyi, güzel, doğru ve olumludan oluşmuyoruz, hata da yapabiliriz. Hata yapabilen canlılar olduğumuzu öncelikle siz kabul edin. Her aksaklıkta sorumluyu çevrenizde aramayın. Olabilir, siz de hata yapmışsınızdır. “Evet Hayatım, bu doğru olmamış, burada hata yapmışım.” diyebilmek ve sonrasında da özür dileyebilmek sizin sağlıklı bir erişkin olmayı başarma yolundaki önemli bir alanı tamamlamış olduğunuzu gösterir.

  1. Evliliğinizin ilerleyen yıllarında sadece karı koca kalmayın, hayat arkadaşı olmayı başarın.

Bir evlilik ilişkisinin varmasını beklediğimiz hedef hayat arkadaşlığıdır. Sevgililik ile başlayın. Bu sevgili olma halini tüm evliliğiniz boyunca kaybetmemek için ciddi çaba gösterin. Sevgililiği kaybetmiş çiftler çok mutsuz oldukları bir cenderede kapalı kalırlar. Sonrasında evlenerek sevgililiğe karıkocalık eklenir. Karıkocalıkla birlikte hayatın keyifleri içinde sorumluluklarını da paylaşmaya başlanır. Seneler geçer, siz sevdiğinizle bu hayat yolunu yürürsünüz, başlarda koşar adımlarla, sonra daha normal bir tempoyla, çook seneler sonra da artık biraz aksaya aksaya. İşte o aksaya aksaya yürüme zamanı geldiğinde artık hayat arkadaşı olmayı başarmış olmalısınız. Hayat arkadaşlığı bir evlilik ilişkisinin ulaştığı en güzel dönemdir eğer etapları doğru yaşamayı başardıysanız.

Hepinizin bir ilişkinin tüm etaplarını keyifle ve ağız tadıyla yaşayarak müthiş hayat arkadaşları olabilmeniz dileğiyle,

Dr.phil. R. Meltem KAVCAR SIRMALI

 

 

Arama

+