“Bağlanmak istemiyorum”

Bir süredir birlikte olduğunuz partneriniz ile birçok konuda uyumlu olduğunuzu düşünüyorsunuz, birlikteyken güzel vakit geçiriyorsunuz, ama ilişkiniz bir türlü beklediğiniz, arzu ettiğiniz yakınlığı yakalayamıyor.

Partneriniz duyguları ile ilgili konularda konuşmaktan pek de hoşlanmıyor, hayatı ve ilgi alanlarından bahsediyor, ama sizinkilerle pek ilgilenmiyor. Hatta o kadar ki, ilişkiyle, size karşı ilgi yoksunluğu partnerinizin sizi pek de sevmediğini düşündürtüyor. Ama ilişkiyi sürdürüyor da. Eee o zaman size karşı bir şeyler hissediyor olmalı.

Sizin ilişkiniz de size yukarıdakileri hissettiriyor, düşündürtüyorsa, siz de bir “duygu özürlü” ile birliktesiniz demektir.

Duygularını hissedebilen ve aktarabilen insanlar, tüm ilişkilerinde duruma uygun duyguyu hissedebilir ve bu duygulara göre davranabilirler. Sağlıklı ilişkilerde duygu hissetmek ve aktarmak gerek şarttır. Ancak duygu özürlü insanlar ilişkilerinde yakınlaşmaktan uzak durur ve bağlanmak istemezler.

Duygu özürlülerin büyük bir kısmı ilişkinin başlarında kendinizi iyi hissetmenizi ve ilişkinin bir geleceği olabileceğini düşünmenizi sağlar. Bu cesaret verici başlangıcı takip eden zamanda bir türlü yakın bir bağ kuramadığınızı görür ve ara ara görüştüğünüz, birliktelik yaşadığınız bir ilişkinin içinde bulursunuz kendinizi.

Kendinizi bir duygu özürlü ile ilişki içinde bulmak istemiyorsanız, aşağıdaki göstergeleri dikkate alın.

  • Plan yapmaktan pek hoşlanmazlar.

Bir duygu özürlü – küçük ya da büyük fark etmez – taahhütte bulunmaktan hoşlanmaz, hatta kaçınır.

Önünüzdeki hafta sonunu beraber geçirmeyi önerdiğinizde, heyecanla kabul eder. Saat ve yer belirleme konusu geldiğinde, bakıp döneceğini söyler. Ama bir türlü dönmez. Ya da tam o gün ve saat yaklaştığında karşınıza geçerli bir bahaneyle çıkar ve siz öylece kalırsınız.

  • Kararı hep onlar verir.

Görüşeceğiniz zaman ne yapacağınızı o seçer. Seçtiği aktivite de genellikle kendi hoşlandığı ya da işine yarayan bir aktivite olur. Sizin ne yapmak istediğinizle pek ilgilenmez. Yaptığı programa uymak istemezseniz, huysuzlanır.

  • İlişkinizde yapılması gereken neredeyse her şeyi siz yapıyorsunuzdur.

Sizin mesajınıza cevaben yazdığı mesajlar dışında size en son ne zaman kendiliğinden mesaj attığını hatırlıyor musunuz? Ya da siz talep etmeden sizinle görüşmek için plan yaptığını?

Siz ona uyan planlar yaptığınız müddetçe memnuniyetle görüşecektir sizinle. Ama hoşlanmadığı ya da onu zor koşan bir planda yer almayacaktır.

Birlikte bir şeyler yapmıyorsanız, pek sesi solukları çıkmaz. Sizi aramaz. Siz ilişki ile ilgili duygusal konularda mesaj atarsanız, görmezden gelebilir mesajınızı. “Önemli konuları yüzyüze konuşmayı tercih ederim dese de o gün hiç gelmez.

  • “İlişki” kelimesini kullanmaktan kaçınırlar.

Bir duygu özürlünün yakınlaşmak, taahhütte bulunmak, bağlı olmakla ilgili sıkıntıları vardır. Sizinle görüşür, zaman zaman birlikte birkaç gün geçirir hem sizin arkadaşlarınızla görüşür hem sizi arkadaşları ile görüştürür, amaa sizi asla sevgilisi, partneri olarak isimlendirip tanıştırmaz.

Güzel zamanlarda birlikte olduğunuz, herhangi bir talepte bulunmadığınız müddetçe bir sıkıntı yaşamazsınız. Ne zaman ki daha derin bir bağ oluşturmaya kalkarsınız, kendini geri çeker duygu özürlü partneriniz.

“Aceleye gerek yok, ağırdan alalım” cümlesini duydunuz mu? Bağlanmaktan korktuğunu söylüyorsa, kulak verin, söylediğini duyun, kulak ardı etmeyin.

  • Bir türlü yakınlaşamıyorsunuz.

İlişkinin başında açık gönüllükle aksaklıklarını dile getirir, ne kadar güzel vakit geçirdiğinizden bahsederken, bakarsınız bir türlü ilişki ilerlemiyor, yakınlaşamıyorsunuz.

Sizinle yakınlaşmayan bir partner ile birlikte olduğunuzda, işleri yoluna koymaya çalışmak size cazip gelebilir. Yakınlaşmakta zorlanan partnerinizin bugüne kadar doğru kişiyi bulamadığını, sizin ona iyi geleceğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Onun için doğru kişi olduğunuza inandığınız için ilişkinizin kalıcı olma potansiyelini görür ve biraz daha biraz daha gayret gösterirsiniz.

Eğer karşınızdakinin duygu özürlü olduğunu kavrayamazsanız, bir gün yakınlaşma ihtimali ile gitgide daha çok gayret gösterirsiniz. Karşınızdaki çabanıza ve duygularınıza karşılık vermekten kaçınmayı sürdürdükçe, duygusal olarak tükenene kadar ilişkinizi var etmek için özdeğerinizden kaybedersiniz.

  • Ya geç kalırlar ya da plan iptal olur.

Yakınlaşmama çabalarının göstergeleri olarak verdiği sözleri tutmaz, sürekli geç kalır. Bu yaptıklarından dolayı özür bile diler.

Kendi istekleri ve ihtiyaçlarını önceliklendirir, ilişkiyi değil. İlişkinin gereklerini kendi ihtiyaç ve isteklerinin önüne geçirmez.

  • Kendi duygularını hissedip size aktarmak yerine sizin duygularınızı yansıtırlar.

Duygularınızı ifade ettiğinizde partnerinizin nasıl tepki verdiğine dikkat edin. O da ne hissettiğini ifade ediyor mu yoksa size “ben de” diye mi cevap veriyor? Elbette ki herkes her zaman duygular hakkında konuşmayı sevmez, ancak bir ilişkide duygusal düzlemde bağlantı kurabilmek önemlidir.

Partneriniz siz direkt sorular sormanıza rağmen kendisini ifade etmiyorsa, duygu özürlü birisiyle birliktesiniz demektir.

Birlikte olmaya başladığınız partneriniz yukarıdaki özellikleri taşıyorsa, onu düzeltmeye, ilişkinizi yakınlaştırmaya çabalamalı mısınız gerçekten? Ben size çok iyi düşünün derim. Bu özellikleri taşıyorsa partneriniz, sizinle karşılaşana kadar yanlış kişilerle karşılaştığı için bu mesafeyi tercih etmiyor. Siz onu düzeltmek gibi bir misyona da sahip değilsiniz. “Kaçan kovalanır” düsturundan yola çıkarak sizinle mesafesini korumak için çaba gösteren partnerinizi kovalamayın, yakalayamazsınız. Siz siz olun duygu özürlü birisiyle birlikte olmak için uğraşmayın. Siz özen gösterilmeyi, ilgiyi, sevilmeyi hakkediyorsunuz. Sizi hakkeden, sevgisini koşulsuz veren bir partner seçin kendinize. Mutlu olun.

Dr.phil. R. Meltem KAVCAR SIRMALI

6 Ağustos 2020

Arama

+